DİĞER AYETLER

Sure 5 Ayet 91

05:91 Şeytan sarhoş ediciler ve kumar yoluyla ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak; sizi, Allah'ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık (bunlardan) vazgeçtiniz değil mi?

Şeytan, insanları ALLAH'I ANMAKTAN ve BAĞLILIKLARDAN alıkoymak ister; aynı Adem peygambere yaptığı gibi (20:21).

Sure 6 Ayet 161 ve 162

...kul inne salati ve nüsükı ve mahyaye ve mematı lillahi rabbil alemın
06:161-162 De ki: Şüphesiz Rabbim beni doğru yola, dosdoğru dine, Allah'ı birleyen İbrahim'in dinine iletti. O, ortak koşanlardan değildi. De ki: ŞÜPHESİZ benim namazım, kurbanım, hayatım ve ölümüm hepsi âlemlerin Rabbi Allah içindir.

Kuran'ın genelinde "hedye" kelimesini kurban diye çeviren Diyanet bu ayetteki "nüsuk" kelimesini de kurban diye çevirmiş. Bakalım bu kelimenin başka hangi anlamları varmış:

نسك : DİNDAR BİRİ OLARAK YAŞAMAK, DİNDAR OLMAK, Tanrı'ya kulluk etmek; kurban, bir hayvanı kurban etmek; KULLUK; kulluk edenler

...De ki: ŞÜPHESİZ benim BAĞLILIĞIM, KULLUĞUM, hayatım ve ölümüm hepsi âlemlerin Rabbi Allah içindir.

Kuran'da Allah; hayvan öldürme bayramından bahsetmez, böyle bir şeye ihtiyacı da yoktur.

Sure 9 Ayet 84, 99 ve 103

Kuran'a göre salat yalnızca ALLAH'ı anmak için yapılmadılır.

20:14 Muhakkak ki ben, yalnızca ben Allah'ım. Benden başka ilâh yoktur. Bana kulluk et; BENİ ANMAK İÇİN BAĞLILIĞI / BAĞLANTIYI YERİNE GETİR.

Peki ölüler için kılınan ve açıkça Allah'ın ayetlerini ihlal eden cenaze namazı nedir? Muhammed'in AHDİNİ BOZUP bir ölü için namaz kıldırdığı gerçekten aklınıza yatıyor mu?

39:19 (Resulüm!) Hakkında azap hükmü gerçekleşmiş kimseyi ve ateşte olanı sen mi kurtaracaksın!

Peygamber bile kimseyi kurtaramazken bizim defin esnasında ettiğimiz dua mı kişiyi kurtaracak?

09:80 İster af dile onlar için, ister dileme. Yetmiş kez af dilesen de onlar için, Allah onları affetmeyecektir. Çünkü onlar Allah'ı da resulünü de inkâr ettiler. Allah, yoldan çıkmış böyle bir topluluğa kılavuzluk etmez.

Ve la tüsalli ala ehadim minhüm mate ebedev ve la tekum ala kabrih innehüm keferu billahi ve rasulihı ve matu ve hüm fasikun
09:84 Onlardan ölmüş olanlara asla dua etme; onun kabri başında da durma! Çünkü onlar, Allah ve Resulünü inkâr ettiler ve fâsık olarak öldüler.

Geleneksel çeviriye göre her zaman "namaz" olan ritüelimizin adı bu sefer bildiğimiz duaya indirgeniyor ve 9:80 ayetinde Peygamberin, sözü geçen kişilerin affı için yalvarmasının FAYDASIZ olduğu belirtilmesine rağmen 4 ayet sonra EBEDİYEN bunlara dua (!) etmemesi isteniyor. Kuran'da mezhepçilere göre "namaz" anlamını taşımayan dua kelimesi bellidir, peki niye bu ayette "salli ala" kelimesi kullanılmamıştır? Neden Kuran'da BU AYET GİBİ insanlara dua edilen (dua kabul edersek) başka bir örnek yoktur? (dikkat salli ala "birisine dua etmek" demektir, "birisi İÇİN" değil!)

09:84 Onlardan ölen birini ASLA İZLEME; böyle birinin mezarı başında da durma. Bunlar Allah'a ve resulüne nankörlük ettiler ve yoldan sapmış olarak ölüp gittiler.

Sure 9 Ayet 99

Ve minel a'rabi mey yü'minü billahi vel yevmil ahıri ve yettehızü ma yünfiku kurubatin ındellahi ve salevatir rasul ela inneha kurbetül lehüm se yüdhılühümüllahü fı rahmetih innellahe ğafurur rahıym
09:99 Bedevilerden öylesi de vardır ki, Allah'a ve ahiret gününe inanır, (hayır için) harcayacağını Allah katında yakınlığa ve Peygamber'in dualarını almaya vesile edinir. Bilesiniz ki o (harcadıkları mal, Allah katında) onlar için bir yakınlıktır. Allah onları rahmetine (cennetine) koyacaktır. Şüphesiz Allah bağışlayan, esirgeyendir.

Ve (VE) yettehızü (ALIR) ma yünfiku (HARCADIĞINI) kurubatin (YAKLAŞMA) ındellahi (Allah katına) ve salevatir rasul (ve resulün dualarına) ve harcadığını Allah'a ve resulün bağlılıklarına YAKLAŞMA (vesilesi olarak) alır / düşünür.

Kararsız çevirmenler salavat'ı TEKİL olarak yani "dua" olarak çevirmişler. Allah yolunda harcama yaparak Peygamberin namazlarına YAKINLAŞMAK mümkün müdür?

09:99 Bedevilerden öylesi de vardır ki, Allah'a ve ahiret gününe inanır ve harcayacağının kendisini Allah'a VE resulün BAĞLILIKLARININA yanaştıracağını sanır. Bilesiniz ki o (harcadıkları mal, Allah katında) onlar için bir yakınlıktır. Allah onları rahmetine (cennetine) koyacaktır. Şüphesiz Allah bağışlayan, esirgeyendir.

Sure 9 Ayet 103

09:103 Onların mallarından sadaka al; bununla onları (günahlardan) temizlersin, onları arıtıp yüceltirsin. Ve onlar için dua et. Çünkü senin duan onlar için sükûnettir (onları yatıştırır). Allah işitendir, bilendir. Mezhepçiler inkarcılardan ölenlere NAMAZ KILMASI yasaklanan peygamberin nasıl olur da yaşayan inançlı kişilere de namaz kılacağı ikilemini "salli ala" ibaresini bu sefer de "dua et" olarak çevirerek kendi akıllarınca çözmüşler. İki ayette iki aynı sözcük ve farklı çeviriler, neden?

09:103 Onların mallarından sadaka al; bununla onları (günahlardan) temizlersin, onları arıtıp yüceltirsin. Ve onlara BAĞLAN / İRTİBATA GEÇ. Çünkü senin BAĞLANTIN / İRTİBATIN (söylevin) onlar için sükûnettir (onları yatıştırır). Allah işitendir, bilendir.

Sure 29 Ayet 45

29:45 (Resûlüm!) Sana vahyedilen Kitab'ı oku ve BAĞLILIĞI / BAĞLANTIYI (söylev) AYAKTA TUT. Muhakkak ki, BAĞLILIK / BAĞLANTI (söylev), hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allah'ı ANMAK elbette en büyüğüdür. Allah yaptıklarınızı bilir.

Salat'ın Kur'an okunarak yapılacak bir etkinlik olduğu bu ayetten gayet net bir şekilde anlaşılıyor. Ezbere yapılan haraketler değil ancak Kur'an'a bağlılık insanı günahtan uzak tutar.

12:23-24 Evinde bulunduğu kadın, onun nefsinden murat almak istedi, kapıları iyice kapattı ve "Haydi gel!" dedi. O da" (Hâşâ), Allah'a sığınırım! Zira kocanız benim velinimetimdir, bana güzel davrandı. Gerçek şu ki, zalimler iflah olmaz!" dedi. Andolsun ki, kadın ona meyletti. Eğer Rabbinin işaret ve ikazını görmeseydi o da kadına meyletmişti. İşte böylece biz, KÖTÜLÜK ve EDEPSİZLİĞİ ondan uzaklaştırmak için (delilimizi gösterdik). Şüphesiz o ihlâslı kullarımızdandı.

Yusuf peygamber baştan çıkarıldığını farkedince hemen ALLAH'IN HATIRLADI ve kötülüğe bulaşmadı.

02:152 Beni HATIRLAYIN ki ben de sizi hatırlayayım. Şükredin bana, sakın nankörlük etmeyin!

İnananlar ALLAH'IN AHDİNE BAĞLIDIR ve böylece edepsizliklerden sakınırlar.

16:90 Muhakkak ki Allah, adaleti, iyiliği, akrabaya yardım etmeyi emreder, çirkin işleri, fenalık ve azgınlığı da yasaklar.

Ve evfu bi ahdillahi iza ahettüm (1) ve la tenkudul eymane bade tevkıdiha (2) ve kad cealtümüllahe aleyküm kefıla (3) innellahe ya'lemü ma tefalun (4)
16:91 Ve AHDİ yaptığınızda ALLAH'IN AHDİNİ TAMAMLAYIN (1) ve tasdikledikten sonra imanı bozmayın (2) Allah'ı üzerinize kefil yaptınız (3) Allah yaptıklarınızı bilir (4).

Sure 11 Ayet 87

11:87 Dediler ki: Ey Şuayb! Babalarımızın taptıklarını (putları), yahut mallarımız hususunda dilediğimizi yapmayı terketmemizi sana namazın mı emrediyor? Oysa sen yumuşak huylu ve çok akıllısın!

Namaz kimseye emir veremez. Allah'ın tüm peygamberlerin MESAJI yaymak için Allah'a karşı ahitleri, peşinden gittikleri bir Kitap vardır ve Şuayb'ın buna BAĞLILIĞI, kavme dinlerini terketmelerini emrediyor.

11:87 Dediler ki: Ey Şuayb! Babalarımızın taptıklarını (putları), yahut mallarımız hususunda dilediğimizi yapmayı terketmemizi sana BAĞLILIĞIN / BAĞLANTIN (peşinden gittiğin şey) mı emrediyor? Oysa sen yumuşak huylu ve çok akıllısın!

Sure 70 Ayet 34 ve Sure 6 Ayet 92

70:34 Namazlarını koruyanlar;

Mezhepçi Müslümanlara göre zamanında kılınan namaz korunmuş oluyor.

06:92 Bu (Kur'an), kentlerin merkezlerini ve çevresini uyarman için sana indirdiğimiz ve kendinden öncekileri doğrulayıcı mübarek bir kitaptır. Ahirete inananlar buna da inanırlar ve onlar namazlarını hakkıyla kılmaya devam ederler ( ve hüm ala salatihim yühafizun ).

Salat yine Kur'an ile anılıyor.

Son bölümü kelimesi kelimesine çevirirsek:
ve hüm ala salatihim yühafizun: ve onlar salatlarının üzerindedirler koruyarak

Dediğimiz gibi dua korunamaz, monoton bir duayı korumanın da mantıken bir açıklaması yok ancak BAĞLILIKLAR korunabilir.

70:34 BAĞLILIKLARINI koruyanlar;

06:92 Bu (Kur'an), kentlerin merkezlerini ve çevresini uyarman için sana indirdiğimiz ve kendinden öncekileri doğrulayıcı mübarek bir kitaptır. Ahirete inananlar buna da inanırlar ve onlar BAĞLILIĞI / BAĞLANTIYI KORUR.

Sure 19 Ayet 58-59

19:58-59 İşte bunlar, Âdem'in ve Nûh ile beraber (gemiye) bindirdiklerimizin soyundan, İbrahim'in, Yakub'un ve doğru yola iletip seçtiklerimizin soyundan kendilerine nimet verdiğimiz nebîlerdir. Kendilerine Rahmân'ın âyetleri okunduğu zaman ağlayarak secdeye kapanırlardı. Nihayet onların peşinden öyle bir nesil geldi ki, bunlar namazı bıraktılar ( EDAUS SALATE ); nefislerinin arzularına uydular. Bu yüzden ileride sapıklıklarının cezasını çekecekler.

...ama arkalarından öyle bir nesil geldi ki; namazı/duayı yitirdiler... (Yaşar Nuri Öztürk)
...sonra bunların arkasından bozuk bir güruh geldi, namazı ziyan ettiler... (Elmalılı Hamdi Yazır)
...onlardan sonra gelenler namazı yitirdiler... (Edip Yüksel)

Allah kıldığı namazı kaçıran TEK BİR KİŞİDEN bahsetmiyor, bir nesilden bahsediyor ve Diyanet menşei bile tam olarak belli olmayan "namaz ibadetini" koruyabilmek için "namazı bıraktılar" diye tercüme etmiş. Bakalım kelime hangi anlamlara geliyor:

ضلع : helak olmak, yok olmak; ziyan etmek, yok etmek; kaybetmek, yitirmek

Kişi namazını nasıl ziyan edebilir / kaybedebilir ya da yitirebilir?

Gelen nesil yaptıkları ahdin BAĞLILIKLARINI yitirdiler ve artık Allah'ın emirlerine ve kendilerine indirileni değil kendi nefislerini izlediler.

Sure 20 Ayet 132

02:132 Ailene namazı emret; kendin de ona sabırla devam et. Senden rızık istemiyoruz; (aksine) biz seni rızıklandırıyoruz. Güzel sonuç, takvâ iledir.

Peygamber namazında nasıl sabırlı olacak? Bundan tam iki ayet öncesinde Allah salat'ı açıklamış.

02:130 Artık, onların söylediklerine sabret; Güneş'in doğuşundan önce de batışından önce de Rabbini yücelt! Gecenin bazı saatleriyle gündüzün iki ucunda da tespit et ki, hoşnutluğa erebilesin.

Emir Allah'ı yüceltmek.

20:130 Ve ailene BAĞLILIĞI emret; kendin de ona sabırla devam et. Senden rızık istemiyoruz; (aksine) biz seni rızıklandırıyoruz. Güzel sonuç, takvâ iledir.

Sure 35 Ayet 18

35:18 Hiçbir günahkâr başkasının günahını yüklenmez. Yükü (günahı) ağır gelen kimse onu taşımak için (başkasını) çağırsa, bu çağırdığı akrabası da olsa, onun yükünden bir şey yüklenmez. Sen ancak görmeden Rablerinden korkanları ve namazı kılanları uyarabilirsin. Kim temizlenirse o, kendi menfaatine temizlenmiş olur. Dönüş Allah'adır.

Namaz kılanların çoğu UYARILARA aldırış etmeden bir varsayımın peşinden gidiyorlar ve tecrübeyle sabittir ki birçoğunun Allah korkusu yok.

35:18 Hiçbir günahkâr başkasının günahını yüklenmez. Yükü (günahı) ağır gelen kimse onu taşımak için (başkasını) çağırsa, bu çağırdığı akrabası da olsa, onun yükünden bir şey yüklenmez. Sen ancak görmeden Rablerinden korkanları ve BAĞLILIĞI / BAĞLANTIYI AYAKTA TUTANLARI uyarabilirsin. KİM TEMİZLENİRSE ( men tezekka: zekat verirse değil! ) o, kendi menfaatine TEMİZLENİR ( yetezekka ). Dönüş Allah'adır.

Sure 24 Ayet 41

24:41 Göklerde ve yerde bulunanlarla dizi dizi kuşların Allah'ı tesbih ettiklerini / yücelttiklerini görmez misin? Her biri kendi duasını ve tesbihini (öğrenmiş) bilmiştir. Allah, onların yapmakta olduklarını hakkıyle bilir.

Eğer insanoğluna hitap eden ayetlerde salat "namaz" diye çevriliyorsa bu ayette öyle çevrilmesi gerekir ama tabii foyalarının ortaya çıkacağı korkusuyla Diyanet, hep namaz olarak çevirdiği salat kelimesini bu sefer dua yapmış. Bir daha sormak lazım kuşlar dua mı ediyor yoksa namaz mı kılıyor?

24:41 Göklerde ve yerde bulunanlarla dizi dizi kuşların Allah'ı yücelttiklerini görmez misin? Her biri kendi BAĞLILIĞINI / BAĞLANTISINI (YAPACAKLARINI) ve ÖVGÜSÜNÜ (öğrenmiş) bilmiştir. Allah, onların yapmakta olduklarını hakkıyle bilir.

Bugün bile kuşların nasıl ve neye göre göç ettiklerini, yollarını nasıl bulduklarını bilim açıklayamamıştır. Doğuştan onlara bahşedilen bu "salat"larını onlara Allah öğretmiştir.

Sure 8 Ayet 35

Ve ma kane salatühüm ındel beyti illa mükaev ve tasdiyeh fe zukul azabe bi ma küntüm tekfürun
08:35 Onların Beytullah yanındaki duaları da ıslık çalmak ve el çırpmaktan başka bir şey değildir. (Ey kâfirler!) İnkâr etmekte olduğunuz şeylerden ötürü şimdi azabı tadın!

Kafirler nasıl namaz kıldı? Islık çalıp el çırparak yapılan tapınma şekli hiç görünmüş mü?

بيت (beyt) : geceleyin (uyku hariç); bir şeyi ve sonucunu düşünme; birşeyi aklında saklamak; çamurdan ya da herhangi bir şeyden yapılan konaklamak için kullanılan yapı, ev, mesken, ikametgah; binalar, boş evler, iş yerleri, pazarlar; Nuh'un gemisi; ibadethaneler; Kabe veya Kudüs; mezar; ev halkı, aile; soyluluk, asalet; (geceden kalan) ekmek, su, vs...
مكاءة (mükae') : ıslık çalma
تصدية (tasdiyeh) : el çırpmak; hoşlanmama, tiksinme, nefret etme

Beyt (ev) mecazi bir anlam taşıyıp Allah'ın insanlar için oluşturduğu sistemi simgeliyor.

03:96 Şu bir gerçek ki, âlemlere bir bereket kaynağı ve yol gösterici halinde insanlar için kurulan ilk EV Bekke'dekidir.

03:97 Açık-seçik deliller, İbrahim'in makamı vardır orada. Oraya giren, GÜVENE ERMİŞ OLUR. Yoluna gücü yetenin o evi ziyaret etmesi, insanlar üzerinde Allah'ın bir hakkıdır. Kim nankörlük ederse hiç kuşkusuz, Allah bütün âlemlere muhtaç olmayacak bir Ganîdir.

106:03 Bu evin Rabbine ibadet etsinler!

* Allah, Muhammed'e "BU" derken bir evi işaret etmiyor!

İbrahim evin temellerini oğlu ile birlikte yükseltmiştir. Bu kelimeyi Hac bölümünde daha geniş olarak ele alacağız.

08:35 Onların sistem yakınında BAĞLILIKLARI / BAĞLANTILARI (yaptıkları) da ıslık çalma ve el çırpmak / hiç hoşlanmamadan başka bir şey değildi. (Ey kâfirler!) İnkâr etmekte olduğunuz şeylerden ötürü şimdi azabı tadın!

Kuran'da bazı ayetlerden de doğrulayabileceğimiz gibi inkâr edenlerden bazıları ne zaman Kuran okunduğunu duysa bu sesi bastırmak için gürültü yapmaya çalışıyorlarmış. Kuran okunurken ıslık çalmış olmalılar.

41:26 İnkâr edenler: Bu Kuran'ı dinlemeyin, okunurken gürültü yapın. Umulur ki bastırırsınız dediler.

İnanmayanlar / nankörler namaza inanmadıkları için değil, Allah'ın tekliğini (tevhid inancını), meleklerini, ahireti inkar ettikleri için cezalandırılacaklar.

Sure 5 Ayet 106

05:106 Ey iman edenler! Birinize ölüm gelip çatınca vasiyet esnasında içinizden iki adalet sahibi kişi aranızda şahitlik etsin. Yahut seferde iken başınıza ölüm musibeti gelmişse sizden olmayan, başka iki kişi (şahit olsun). Eğer ŞÜPHEYE DÜÞERSENİZ o iki şahidi namazdan sonra alıkoyar, "Bu vasiyet karşılığında hiçbir şeyi satın almayacağız, akraba (menfaatine) de olsa; Allah (için yaptığımız) şahitliği gizlemiyeceğiz, (aksini yaparsak) bu takdirde biz elbette günahkârlardan oluruz" diye Allah üzerine yemin ettirirsiniz.

İki tanık dürüst olacağına dair BAĞLILIĞI / ANTLAŞMAYI gerçekleştirdikten sonra bu kişilerin güvenilirliği hakkında şüpheye düşersek onları dürüstlüğe BAĞLI kalacaklarına dair Allah adına yemin ettirmeliyiz.

05:107 Bu şahitlerin (sonradan yalan söyleyerek) bir günah kazandıkları anlaşılırsa, (şahitlerin) haklarına tecavüz ettiği ölüye daha yakın olan (mirasçılardan) iki kişi onların yerini alır ve "Andolsun ki bizim şahitliğimiz onların şahitliğinden daha gerçektir ve biz (kimsenin hakkına) tecavüz etmedik, aksi takdirde biz, elbette zalimlerden oluruz" diye Allah'a yemin ederler.

Yukarıdaki şahitler niye namaz kılmıyor? Çünkü bu kişiler haksızlığa uğratılmış kişilerin yakınları ve dürüst olmak için bir ANTLAŞMA yapmalarına gerek yok!

Sure 2 Ayet 153

02:153 Ey iman edenler! Sabır ve namaz ile Allah'tan yardım isteyin. Çünkü Allah muhakkak sabredenlerle beraberdir.

Namaz'ın hiçbir ibadet yönü olmayan sabır kelimesiyle bir arada kullanılması ilginç.

02:153 Ey iman edenler! Sabır ve BAĞLILIK ile Allah'tan yardım isteyin. Çünkü Allah muhakkak sabredenlerle beraberdir.

Sure 23 Ayet 2

23:01-02 Gerçekten müminler kurtuluşa ermiştir; Onlar ki, namazlarında huşû içindedirler;

Ellezıne hüm fı salatihim haşiun
Namazlarında/dualarında huşû sahipleridir onlar. (Yaşar Nuri Öztürk)
Onlar ki, namazlarında huşu içindedirler. (Elmalılı Hamdi Yazır)
Nitekim onlar namazlarında saygılıdırlar. (Edip Yüksel)

خاشع (haşiun) : uysal, itaatkar; alçakgönüllü, mütevazi; kısır; terkedilmiş; alçalan

Şuan müslümanların kıldığı namaz, ALLAH'I hatırlamaya bile yararı olmayan fiziksel bir egzersizden başka bir şey değildir. İTAAT ancak yapılan davranışlarla gösterilir.

...Gerçekten müminler kurtuluşa ermiştir; Onlar BAĞLILIKLARINDA mütevazi / alçak gönüllüdürler...

Kimler mütevazidir:

22:34 Biz, her ümmete -(Kurban kesmeye uygun) hayvan cinsinden kendilerine rızık olarak verdiklerimiz üzerine Allah'ın adını ansınlar diye- kurban kesmeyi gerekli kıldık. İmdi, İlâhınız, bir tek İlah'tır. Öyle ise, O'na teslim olun. (Ey Muhammed!) O ihlâslı ve mütevazi insanları müjdele!

منسك (menseke) : ibadet şekli, eylemi; bu eylemleri yapanlar; sadakat töreni

* Ayette gerekli kılmak diye bir şey geçmiyor. "cealna mensekel li yezkürüsmellahi ala ma razekahüm" kelimesi kelimesine "onları rızıklandırdığımız şeyler üstüne Allah'ın ismini anmalarını ibadet şekli / töreni kıldık / yaptık" diye çevrilebilir. Yani emir yenilen şeylerde Allah�ı hatırlamak.

22:35 Onlar öyle kimseler ki, Allah anıldığı zaman kalpleri titrer; başlarına gelene sabrederler, namaz kılarlar ve kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden (Allah için) harcarlar.

Tevazu sahipleri başlarına bir şey geldiğinde sabredenler, Allah'ın ismi anıldığında içi ürperen, BAĞLILIĞI / BAĞLANTIYI AYAKTA TUTAN ve Allah'ın onlara verdiği rızıktan harcama yapanlardır.

Sure 5 Ayet 55 ve 58

05:55 Sizin dostunuz (veliniz) ancak Allah'tır, Resulüdür, iman edenlerdir; onlar ki Allah'ın emirlerine boyun eğerek namazı kılar, zekâtı verirler.

Namaz kılıp insan öldüren, suçlu olan, hırsız olan, bazı şeyleri Allah'a ortak koşan (ki bunların sayısı çok) kaç kişi var? Bunlar da bizim velimiz olmaya aday mı?

05:55 Sizin dostunuz (veliniz) ancak Allah'tır, Resulüdür, iman edenlerdir; BAĞLILIĞI YERİNE GETİRENLER / AYAKTA TUTANLAR TEVAZÜ GÖSTERİP ARINMA GÖSTERENLERDİR.

05:58 Namaza çağırdığınız zaman onu alay ve eğlence konusu yaparlar. Bu davranış, onların düşünemeyen bir toplum olmalarındandır.

Ayetteki salat Allah'a ve Kuran'a inanmak için bir davetten başka bir şey değildir. Allah'a bile inancı olmayan birini kimse "gel de bir rekat kılalım" diye namaza çağırmaz.

05:58 BAĞLILIĞA çağırdığınız zaman onu alay ve eğlence konusu yaparlar. Bu davranış, onların düşünemeyen bir toplum olmalarındandır.

Sure 24 Ayet 58

24:58 Ey müminler! Sağ elinizin altındakiler ve içinizden henüz ergenlik çağına girmemiş olanlar, SABAH namazından ( salatil fecr ) önce, öğleyin soyunduğunuz vakit ve YATSI namazından ( salatil ışa ) sonra (yanınıza gireceklerinde) sizden üç defa izin istesinler. Bunlar, mahrem (kapanmamış) halde bulunabileceğiniz üç vakittir. Bu vakitlerin dışında ne sizin için ne de onlar için bir mahzur yoktur. Birbirinizin yanına girip çıkabilirsiniz. İşte ALLAH ÂYETLERİ SİZE BÖYLE AÇIKLAR Allah, (her şeyi) bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

عشاء (işa) : KARANLIĞIN başlaması, gece

Ayette iki namaz (?) adı geçmiş. Sabah ve yatsı. Zuhr (öğle) namazı ayette neden yok? Ayette Allah tüm namaz (!) adlarını vermiş ama neden öğle, ikindi, akşam namazları atlanmış? Bunlar hangi ayette geçiyor? Müslümanlar bu üç namazın (!) adını nereden buldular?

Ayette sabah SÖYLEVİNDEN önce ve AKŞAM (yatsı değil dikkat) SÖYLEVİNDEN / KUR'AN'INDAN -ki bunlar 11:114 ve 17:78de geçiyor- sonra yaşı küük olanların, yetişkinlerin odalarına girerken izin istemeleri gerektiği emrediliyor.

Sure 2 Ayet 238-239

02:238-239 Namazlara ve orta namaza devam edin. Allah'a saygı ve bağlılık içinde namaz kılın. Eğer (herhangi bir şeyden) korkarsanız (namazlarınızı) yürüyerek yahut binmiş olarak (kılın). Güvene kavuştuğunuz zaman, siz bilmezken Allah'ın size öğrettiği şekilde O'nu anın (namaz kılın).

228inci ayetten 241e kadar geçen ayetlerin konusu boşanma ve bir anda konu değişip namaz oluyor? Bizi deve üstünde namaz kıldıracak korku nedir?

وسطى (vusta) : arabulucu, aracı; komisyoncu; ortadaki, orta; dengeli; en iyi (*DİKKAT "öğle" diye bir anlamı yok)

02:238-239 Bağlılıkları ve en güzel bağı / bağlantıyı (Kur'an toplantısı / söylevini) koruyun. Allah'a tam bir teslimiyet ile dikilin. Eğer korkarsanız yürüyerek veya binit üzerinde. Güvene kavuştuğunuzda bilmediğiniz şeyleri size öğrettiği şekilde Allah'ı zikredin.

Bu ayetten önceki ve sonraki ayetlere bakarsak evlilik ahdi ile ilgili hükümler içerdiğini görürüz. Korunması gereken bağlılıklar (salavat) eşlerin arasındaki bağlardır (2:237 ayetindeki "aranızdaki iyiliği unutmayın" sözüne dikkat!). Dünya'da rüku, secde ve tahiyyat dahil YÜRÜYEREK namazını eda edebilecek babayiğit bir Müslüman var mı? Eğer secde ve rüku salatın bir parçasıysa yürürken nasıl secde edilecek, bu önemsiz bir ayrıntı değildir.

Sure 2 Ayet 155, 156 ve 157

02:155-157 Andolsun ki sizi biraz korku ve açlık; mallardan, canlardan ve ürünlerden biraz azaltma fakirlik) ile deneriz. (Ey Peygamber!) SABREDENLERİ MÜJDELE ! O sabredenler, kendilerine bir belâ geldiği zaman: Biz Allah'ın kullarıyız ve biz O'na döneceğiz, derler. İşte Rablerinden bağışlamalar (SALAVAT) ve rahmet hep onlaradır. Ve doğru yolu bulanlar da onlardır.

Yine salavat yine başka bir anlam. Kuran bir bulmaca kitabı değil, gayet anlaşılır ve açık bir kitap. Neden "ONLARA RABLERİNDEN NAMAZLAR VARDIR" diye çevrilmemiş? Bu korku nedir?

02:155-157 Andolsun ki sizi biraz korku ve açlık; mallardan, canlardan ve ürünlerden biraz azaltma fakirlik) ile deneriz. (Ey Peygamber!) SABREDENLERİ MÜJDELE ! O sabredenler, kendilerine bir belâ geldiği zaman: Biz Allah'ın kullarıyız ve biz O'na döneceğiz, derler. İşte Rablerinden ONLARIN ÜZERİNE BAĞLANTILAR / İRTİBATLAR ve rahmet vardır. Ve doğru yolu bulanlar da onlardır.

Kuşlar nasıl salatlarını doğuştan bilmekteyse felaketler karşısında sabredenleri de Allah (talimatlarıyla?) kılavuzlayacak ve rehberlik edecektir.

33:56 Allah ve melekleri, Peygamber'e çok salevât getirirler ( İnnellahe ve melaiketehu yüsallune alen nebiyy ). Ey müminler! Siz de ona salevât getirin ve tam bir teslimiyetle selam verin.

Gelenekçilere göre Allah peygambere salavat getiriyor! Muhammed de Kuran�da adı geçen diğer peygamberler gibi bir nebi değil mi? Onu bu kadar özel yapan ne? Kuran'ın her yerinde "namaz kılar" olarak çevrilen "yüsallun" burada neden salavat getirir olmuş? Allah ve melekleri Peygambere namaz mı kılmışlardır? Biz de peygambere mi namaz kılacağız?

33:56 Allah ve melekleri, Peygamber'e ( VAHİYLE ) BAĞLANIRLAR / İRTİBATA GEÇERLER. Ey müminler! Siz de ona BAĞLANIN ve tam bir teslimiyetle teslim olun.

33:43 Sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için üzerinize rahmetini gönderen ( yusalli aleyküm ) O'dur. Melekleri de size istiğfar eder. Allah, müminlere karşı çok merhametlidir.

"Yusalli aleyküm" (geleneksel çeviriye göre "size namaz kılar") bu sefer "üzerinize rahmet gönderir" olmuş.

Bu ayetin bir benzerine 57. sure 9. ayette rastlamak mümkün, bunda ise Allah kullarına "namaz kılmıyor", ayet indiriyor:

57:09 O, odur ki, sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarsın diye kulu üzerine, gerçeği apaçık gösteren ayetler indiriyor. Allah size karşı gerçekten çok şefkatli, çok merhametlidir.

33:43 Sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için ÜZERİNİZE ( VAHİY YOLUYLA ) BAĞLANAN ( yusalli aleyküm ) O'dur. Melekleri de size istiğfar eder. Allah, müminlere karşı çok merhametlidir.

Sure 87 Ayet 14-15

Kad efleha men tezekka Ve zekeresme rabbihi fe-SALLA.
87:14-15 Doğrusu feraha ermiştir temizlenen, Rabbinin adını anıp O'na kulluk eden.

87:14-15 Doğrusu kendini arındıran ve Rabbinin ismini anıp BAĞLANAN / BAĞLANIP İZLEYEN feraha ermiştir.

Sure 108 Ayet 1-2

İnna a'taynakel kevser fe SALLİ li rabbike venhar
108:01-02 (Resûlum!) Kuşkusuz biz sana Kevser'i verdik. Şimdi sen Rabbine kulluk et ve kurban kes.

نحر (nekare) : bağışta bulunmak; kurban kesmek; hayatını insanlığa adamak; kusursuz olmak

108:01-02 Kuşkusuz Biz sana BOLLUK verdik. Bu nedenle RABBİNE BAĞLAN / BAĞLI KAL ve (bu bolluktan) BAĞIÞTA BULUN.

Sure 96 Ayet 9-11

Eraeytelleziy yenha abden iza SALLA eraeyte in kane 'alelhüda
96:09-11 Gördün mü şu men edeni, namaz kılarken bir kulu? Ne dersin o (meneden) yalanlıyor ve doğru yoldan yüz çeviriyorsa!

Kimse kimsenin namaz kılmasını engelleyemez. Namaz kılmaya niyeti olan biri yolunu bulup yine namazını kılar.

07:70 Dediler ki: Sen bize tek Allah'a kulluk etmemiz VE ATALARIMIZIN TAPMAKTA OLDUKLARINI BIRAKMAMIZ İÇİN Mİ GELDİN? Eğer doğrulardan isen, bizi tehdit ettiğini (azabı) bize getir.

14:13 Kâfir olanlar peygamberlerine dediler ki: "Elbette sizi ya yurdumuzdan çıkaracağız, YA DA MUTLAKA DİNİMİZE DÖNECEKSİNİZ!" Rableri de onlara: "Zalimleri mutlaka helâk edeceğiz!" diye vahyetti.

Kafirlerin tek nefret ettiği şey, içlerinden birinin politeizmi terkedip tek tanrılı bir sistemi benimsemesiydi.

96:09-11 Gördün mü şu MEN EDENİ / DURDURANI bir kulu / köleyi O BAĞLANIRKEN ? Ne dersin o (meneden) yalanlıyor ve doğru yoldan yüz çeviriyorsa!

Sure 31 Ayet 17-19

31:17-19 Yavrucuğum! Namazı kıl, iyiliği emret, kötülükten vazgeçirmeye çalış, başına gelenlere sabret. Doğrusu bunlar, azmedilmeye değer işlerdir. Küçümseyerek insanlardan yüz çevirme ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Zira Allah, kendini beğenmiş övünüp duran kimseleri asla sevmez. Yürüyüşünde tabiî ol, sesini alçalt. Unutma ki, seslerin en çirkini merkeplerin sesidir.

Bu ayette geçen "sesini alçalt" bazılarının yorumladığı gibi salatı gerçekleştirirken uyulacak bir kural değildir! Kişi namazında yürüyebilir mi? Lokman ayette oğluna iyi bir insan olmanın erdemlerini öğretiyor.

31:17-19 Yavrucuğum! BAĞLILIĞI / BAĞLANTIYI AYAKTA TUT, iyiliği emret, kötülükten vazgeçirmeye çalış, başına gelenlere sabret. Doğrusu bunlar, azmedilmeye değer işlerdir. Küçümseyerek insanlardan yüz çevirme ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Zira Allah, kendini beğenmiş övünüp duran kimseleri asla sevmez. Yürüyüşünde tabiî ol, sesini alçalt. Unutma ki, seslerin en çirkini merkeplerin sesidir.

Sure 105 ayet 1 ve 7 Arası

107:1 Gördün mü o, dini yalan sayanı?

Sure dini yalanlayanlardan (yukeddibu biddîn) söz ediyor. Yani salatı (bağlılığı) ikame etmeyenlerden...

107:2 İşte odur yetimi itip kakan;
107:3 Yoksulu doyurmayı özendirmez o.
107:4 Vay haline o namaz kılanların ki,
107:5 Namazlarından gaflet içindedir* onlar!
107:6 Onlar gösteriş yaparlar.
107:7 Ve onlar, yardıma engel olurlar.

سها : ihmal etmek, savsaklamak, aldırmamak, özen göstermemek, dikkat etmemek...

Bu kişiler (dini yalanlayanlar) güya namaz! kılıp namazlarını aksatıyorlar!

107:4 Vay haline o bağlananlara / bağlılığı gerçekleştirenlere, 107:5 Onlar bağlılıklarına özen göstermez!

Sure 9 Ayet 44-54 Arası, Sure 4 Ayet 77 ve 141-142

09:44 Allah'a ve âhiret gününe iman edenler; mallarıyla, canlarıyla cihat edecekleri için senden izin istemezler. Allah, takva sahiplerini iyice bilmektedir.

* Allah'a inananlar hem malları, hem canıyla mücadele ediyorlar.

09:45 Ancak Allah'a ve âhiret gününe inanmayanlar, kalpleri kuşkuyla karışmış olup da işkilleri içinde çalkanıp duranlar, sefere katılmak için senden izin isterler.

A. Allah'a inanmayanlar ise sefere çıkmamak için izin istiyorlar.

09:46 Sefere çıkmak isteselerdi elbette ki, bir sefer hazırlığına girişirlerdi. Ama Allah, harekete geçmelerini istemedi de onları yerlerine çiviledi ve "oturun, oturanlarla beraber" denildi.

09:47 Aranızda sefere çıkmış olsalardı, size bozgunculuktan başka bir katkıları olmayacaktı; sizi fitneye uğratmak isteğiyle aranıza sokulacaklardı. İçinizde onlara gerçekten kulak verecekler de vardı. Allah, zalimleri iyice biliyor.

09:48 Yemin olsun ki, onlar önceden de fitne çıkarmak istemiş ve nice işleri sana, olduğundan başka türlü göstermişlerdi. Nihayet hak geldi, onların istememesine rağmen Allah'ın emri galebe çaldı.

09:49 İçlerinden bazısı: "Bana izin ver, beni fitneye düşürme." der. Dikkat edin, fitnenin ta içine kendileri düşmüşlerdir. Ve cehennem o nankörleri elbete çepeçevre kuşatacaktır.

09:50 Sana bir iyilik isabet etse bu onları üzer. Sana bir musibet dokunsa: "İşimizi önceden sağlam tutmuşuz. " derler ve kibirli bir sevinçle dönüp giderler.

09:51 De ki onlara: "Hakkımızda Allah'ın yazdığından başkası bize asla ulaşmaz. Odur bizim Mevlâ'mız. Yalnız Allah'a güvenip dayansın inananlar."

09:52 De ki: "Bizim için iki güzelliğin birinden başkasını mı bekliyorsunuz? Biz de size Allah'ın, kendi katından veya bizim ellerimizle bir azap çarptırmasını bekliyoruz. Artık bekleyin, sizinle beraber biz de bekliyoruz."

09:53 Şunu da söyle: "İster kendi arzunuzla ister baskı ve zorla infak edin; sizden asla kabul edilmeyecektir. Çünkü siz, yoldan çıkan bir topluluk oldunuz."

B. Bu uğurda harcamaları İSTEMEYEREK yapıyorlar.

09:54 Onların harcamalarının kabul edilmesini engelleyen, onların Allah ve Resûlünü inkâr etmeleri, (A) (sefer için) BAĞLILIĞA / BAĞLANTIYA ancak üşenerek gelmeleri ve (B) istemeyerek harcamalarından başka bir şey değildir.

Ve ma meneahüm en tukbele minhüm nefekatühüm illa ennehüm kefem billahi ve bi rasulihı ve la ye'tunes salate illa vehüm küsala ve layünfikune illa vehüm karihun 09:54 Onların harcamalarının kabul edilmesini engelleyen, onların Allah ve Resûlünü inkâr etmeleri, namaza ancak üşenerek GELMELERİ ve istemeyerek harcamalarından başka bir şey değildir.

Allah'ı yalanlayanın "namaz"ından bahseden bu ayetteki tutarsızlığı gizlemek için bazı çevirmenler her zaman "yalanlamak" olarak çevirdikleri كفر fiilini "nankörlük etmek" olarak çevirmiş ama yine de durumu kurtaramamış çünkü ayet açıkça o zamanlar salatın gidilecek bir aktivite olduğu ve kâfirlerin dahi istemeyerek de olsa bu olguya katılabildiğini kanıtlıyor. Artı, bu ayetten önceki yaklaşık 10 ayette salat kelimesi hiç geçmezken bir anda konu geleneksel çeviriye göre "namaz"a geliyor.

Benzer bir durum 4:141-142 ayetlerinde de mevcut:

04:141 Sizi gözetleyip duruyorlar. Allah'tan size fetih nasip olursa, "sizinle birlikte değil miydik" diyecekler. Kâfirlere bir nasip ulaşırsa şunu söyleyecekler: "Başarınıza destek vermedik mi, müminlere karşı size siper olmadık mı?" Artık kıyamet günü aranızda Allah hükmedecektir. Allah, müminler aleyhine kâfirlere bir yol asla nasip etmez.

* Münafıklar; müminleri gözetleyip onlara düşen bir zafer durumunda "biz de sizleydik" diyor, kafirler kazanınca ise onlara gidip "sizinle birlikte müminlere karşı savaşmadık mı?" diyorlar.

İnnel münafikıyne yühadiunellahe ve hüve hadıuhüm ve iza kamu iles salati kamu küsala yüraunen nase ve la yezkürunellahe illa kalıla
04:142 Şu bir gerçek ki, ikiyüzlüler hileler düzerek Allah'ı aldatmaya uğraşıyorlar. Ama Allah da onları aldatıyor. Onlar namaza kalktıklarında tembel-miskin bir halde kalkarlar, insanlara gösteriş yaparlar. Onlar Allah'ı çok az hatırlarlar.

قوم : ayakta durmak, dikilmek; (ayağa) kalkmak; dirilmek, canlanmak

Münafıklar savaş için BAĞLILIKLARINI yerine getirmeye çağrıldıklarında BAĞLILIĞA ancak üşenerek ve yalnızca gösteriş yapmak için geliyorlar.

04:77 Kendilerine, "Ellerinizi (savaştan) çekin, namazı kılın, zekâtı verin!" denilenleri görmedin mi? ÜZERLERİNE SAVAŞ YAZILINCA, İÇLERİNDEN BİR GRUP, İNSANLARDAN ALLAH'TAN KORKMUÞ GİBİ, HATTA DAHA ÞİDDETLİ BİR KORKUYLA KORKAR OLDU. Ve şöyle dediler: "Ey Rabbimiz! Ne diye yazdın üzerimize savaşı; yakın bir süreye kadar bizi erteleseydin ya!" De ki: "Dünya nimeti çok azdır. Kötülükten sakınan için âhiret daha hayırlıdır. Bir kıl kadar bile zulme uğratılmazsınız."

Savaş henüz üzerlerine yazılmadığı için savaşmaması emredilenlerden bazıları (münafıklar) savaşmak emrolunca korktukları için bu BAĞLILIKTAN kaçtılar.

İki ayetin doğru çevirisi şöyle olmalıydı:

04:142 Şu bir gerçek ki, ikiyüzlüler hileler düzerek Allah'ı aldatmaya uğraşıyorlar. Ama Allah da onları aldatıyor. Onlar (savaş belki de söylev için) BAĞLILIĞA / BAĞLANTIYA DURDUKLARINDA tembel bir halde dururlar, insanlara gösteriş yaparlar. Onlar Allah'ı çok az hatırlarlar.

* Ayette "ayakta dikilmek" kelimesi geçtiğinden "dikilecek yer" savaş meydanı değil, söylev anlamındaki "bağlantı" da olabilir.

04:77 Kendilerine, "Ellerinizi (savaştan) çekin, BAĞLILIĞI / BAĞLANTIYI ayakta tutun, ARINMA gösterin!" denilenleri görmedin mi? ÜZERLERİNE SAVAŞ YAZILINCA, İÇLERİNDEN BİR GRUP, İNSANLARDAN ALLAH'TAN KORKMUÞ GİBİ, HATTA DAHA ÞİDDETLİ BİR KORKUYLA KORKAR OLDU. Ve şöyle dediler: "Ey Rabbimiz! Ne diye yazdın üzerimize savaşı; yakın bir süreye kadar bizi erteleseydin ya!" De ki: "Dünya nimeti çok azdır. Kötülükten sakınan için âhiret daha hayırlıdır. Bir kıl kadar bile zulme uğratılmazsınız."

SÖYLEV ANLAMINDAKİ SALAT AYETLERİ

Devamlı olması gereken (6:92, 23:9, 70:34) İlahi emirlere bağlılıktan başka Kuran'da bazı yerlerde belirli vakitlerde [kitaben mevkuten] "insanların çağrılabildiği ve iştirak ettiği, ayakta durularak yapılan, Peygamberin inananlara bağlandığı / söylev yaptığı" bir salat daha geçer.

Geleneksel çeviri:

11:114 Gündüzün iki tarafında ve gecenin gündüze yakın saatlerinde namaz kıl! Çünkü iyilikler, kötülükleri giderir. Bu, algılaması olanlara bir öğüttür.

17:78 Güneşin kaymasından, gecenin kararmasına kadar namazı kıl; bir de kıraatıyle seçkin olan sabah namazını; çünkü sabah Kur'an'ı gerçekten şahitlidir.

Görüldüğü üzere BELLİ BİR ZAMAN DİLİMİNİN GEÇTİĞİ namaz (?) emirleri istisnasız hep YALNIZCA peygamberimize verilmiştir. Nasıl aşağıdaki ayetlerin tüm inananlar için olduğunu iddia edemezsek yukarıdaki ayetlerin de inananlara gönderildiği söyleyemeyiz.

33:45 Ey peygamber, Biz seni hakka bir şahit, hem bir müjdeci, hem bir gocundurucu (uyarıcı) olarak gönderdik.

05:67 Ey şanlı Peygamber, sana Rabbinden her indirileni tebliğ et! Eğer bunu yapmazsan onun elçiliğini yerine getirmemiş olursun. Allah seni insanlardan koruyacaktır. Emin ol, Allah, kafirleri muratlarına erdirmeyecektir.

68:04 Ve herhalde sen, pek büyük bir ahlak üzerindesin.

Kuran'da bazı sureler sadece inananlara, bazıları inkarcılara, bazıları Hz. Muhammed'in hanımlarına, vs. verilmiştir. Bu ayetler de sadece Hz. Muhammed'e olan vahiylerdir.

Peki bu ayetlerdeki, Peygamberimizin yapması gereken salât neydi? Biliyorsunuz ki Peygamberimiz mesajı yaymak için konuşmalar, söylevler yapıp halkı Allah yoluna çağırıyordu. Salât'ın da konuşma, söylev, nutuk anlamlarının olması ve bu ayetlerin sadece peygambere hitap edilmesi bu anlamının da Kuran'da kullanıldığının delilidir.

11:114 Gündüzün iki tarafında [yani şafak vakti ve sabah arası: SALATİL FECR] ve geceye yakın saatlerde [SALATİL İŞA] bağlantıyı / söylevi ayakta tut! Çünkü iyilikler, kötülükleri giderir. Bu, algılaması olanlara bir öğüttür.

17:78 Güneşin kaymasından, gecenin kararmasına KADAR [SALATİL İÞA] bağlantıyı / söylevi ayakta tut; bir de kıraatiyle seçkin olan sabah Kuran'ınını [KURANEL FECRİ]; çünkü sabah Kur'an'ı gerçekten şahitlidir.

Kuran "okuma" anlamına gelir, bu salatı çok güzel açıklayan ve �söylev� anlamını doğrulayan bir ayet aslında.

29:45 (Resulüm!) Sana vahyedilen kitabı oku ve bağlantıyı / söylevi yerine getir. Muhakkak ki bağlantı / söylev / bağlılık, hayasızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allah'ı anmak (zikretmek) elbette daha büyüktür. Allah yaptıklarınızı bilir.

20:14 Muhakkak ki ben, yalnızca ben Allah'ım. Benden başka ilâh yoktur. Bana kulluk et; benim ZİKRİM için salatı ikame et.

Yukarıdaki ayetten gördüğümüz gibi Hz. Muhammed salatta Kuran okuyordu. Kimse namazında Allah'ı zikretmiyor / anmıyor; dualarını robot gibi çabucak okuyup bitiriyor.

73:02-04 (Ey Peygamber) gece kalk, pek azı hariç, yarısı, yahut ondan biraz eksilt (yarısından az kalk) veya artır (buna ilave et, yarısından ziyade kıl) ve Kur'an'ı ağır ağır, güzel güzel oku!

PEYGAMBERİMİZ Kur'an'ı ağır ağır okuyacak, BİZ DEĞİL. Mesajı aldıktan sonra ayetleri tekrar tekrar okumanın ne anlamı var? Allah neden böyle bir şey yapmamızı istesin? Hz. Muhammed mesajı yaymaya çalışıyordu normal olarak da Kuran'ı her gün farklı simalara okuyordu.

17:110 DE Kİ: "Allah deyin, Rahman deyin; hangisini derseniz, hep O'nundur, o en güzel isimler. " Bununla beraber namazında ( Bİ SALATİKE = İKİNCİ TEKİL ŞAHISA HİTAP EDİYOR ) çok bağırma, çok da gizleme; ikisinin arası bir yol tut.

Namazını bağırarak kılan var mıdır? Niye böyle bir uyarı gereği duyulmuştur? Neden ayette yine sadece Peygamberimize seslenilmiştir? Bu ayet de Hz. Muhammed'in konuşma (salât) yaptığının bir kanıtıdır ve sesini fazla yükseltmemesi istenmektedir.

04:103 Korku halindeki bağlılığı (SEFERİ -önceki ayetlerde dua edilmiyor sefere çıkılıyor) tamamlayınca, artık Allah'ı ayakta, oturarak, yan yatmışken anın. Güvene erdiğinizde, bağlantıyı / söylevi gerçekleştirin. Bağlantı / söylev, müminler üzerine vakitleri belirlenmiş bir farz olmuştur.

Vakitleri belirlenmiş dediği için bu bağlılık 11:114 ve 17:78'de emri geçen söylevdir. "Kitaben mevkuten", zamanlı / periyodik kitap / kural / emir" demektir. Bu da bu anlamı doğruluyor. En iyi anlamı "vakitleri belirli bir kitap/emir olmuştur" çevirisi veriyor. Geçmiş zamanı anlattığı gibi şimdikiyi de anlatıyor olabilir. Sadece o zamanda değil günümüzde de hükmünün geçerli olduğunu savunan ve belirtilen vakitlerde (11:114 ve 17:78) Kuran okuyan Kuran'cılar olsa da bence Hz. Muhammed sağ olmadığından ve söz konusu ayetlerde ona hitap edildiğinden benim bu konu da fikrim farklı ve bu ayetleri hükmü geçmiş olarak görüyorum.

SALATTAN ÖNCEKİ TEMİZLİK

04:43 Ey iman edenler, sarhoşken ne dediğinizi bilinceye kadar; cünüp iken de -yolcu olmanız hariç- guslünüzü edinceye kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta veya yolculukta iseniz ya da biriniz hacet yerinden gelir veya kadınlara dokunup da su bulamazsanız o zaman temiz bir toprağa teyemmüm edin; niyetle yüzünüze ve ellerinize sürün. Gerçekten Allah çok affedici ve günahları bağışlayıcıdır.

05:06 Ey iman edenler, namaza duracağınız vakit, yüzlerinizi, dirseklere kadar; ellerinizi yıkayın; başlarınızı meshedip topuklara kadar ayaklarınızı (yıkayın). Eğer cünüpseniz tastamam yıkanın. Eğer hasta veya yolculukta iseniz veya biriniz hacet yerinden gelmişse ya da kadınlara dokunmuş olup da su bulamazsanız, o zaman temiz bir toprakla teyemmüm edin, niyetle o topraktan ellerinize ve yüzlerinize sürün. Allah'ın muradı sizi sıkıntıya koşmak değildir; fakat O, sizi tertemiz yapmak ve üzerinizdeki nimetini tamamlamak istiyor ki, şükredesiniz.

5:6 ayetinde "iza kuntüm iles salati" (namaza durduğunuzda) sözü önemlidir çünkü burada; ayakta tutmak, gerçekleştirmek anlamına gelen ikame fiili değil; ayakta durmak, dikilmek anlamlarına gelen kame fiili kullanılmıştır.

Bu ayetlerde de yine söylev / bağlantı için iştirak kuralları verilmiştir. Allah söyleve katılanların temiz olmasını ve ne dediği bilir durumda olmasını istemektedir. Çünkü sarhoş olarak söyleve katılan kişi Allah'ın sözlerini anlamakta güçlük çekebilir veya onları alaya alabilir. Bu hadiseden önce elleri, yüzü, vs... yıkamak da zihni açmak ve algılamayı kolaylaştırmak içindir yoksa kişinin ne dediğini bile bilmeden papağan gibi tekrarlayacağı birkaç dua için böyle bir şeyin istenmiş olmasının elle tutulur bir yanı yoktur. Bir başka dikkat edilecek husus ayetin "sarhoşken namaz kılmayın" değil "namaza yaklaşmayın" demesidir.

CUMA SALATI (62:9)

Yevm (gün) kelimesinin Kuran'daki genel kullanımına baktığımızda bunun 24 saatlik bir zaman dilimini değil belli bir ZAMANI belirtmek için kullanıldığı anlaşılıyor. Kuran'da bu kelime yaklaşık 400 kere geçmesine rağmen 24 saatlik bir dilimi belirten ve Türkçe karşılığı "gün" olan şekline pek rastlanmaz.

يوم (yevm) : gün; zaman; an; eon

03:155 İki topluluğun karşılaştığı GÜN (ZAMAN) geri dönüp gidenleriniz var ya, yaptıkları bazı işler yüzünden şeytan onların ayağını kaydırmak istemişti. Andolsun, Allah onları yine de affetti. Allah Gafurdur, Halîmdir.

05:109 Allah, resulleri bir araya getireceği GÜN (ZAMAN) şöyle der: "Size ne cevap verildi?" Şöyle derler: "Hiçbir bilgimiz yok. Gaybları en iyi biçimde bilen sensin, sen!"

06:73 Gökleri ve yeri hak olarak yaratan da Odur. "Ol!" DEDİĞİ GÜN (ZAMAN), hemen oluverir.

09:03 Bir de Allah ve resulünden insanlara Büyük Hac GÜNÜ (ZAMANI) bir duyuru var...

16:80 ...Hayvan derilerinden size, gerek güç GÜNÜNÜZDE (ZAMANINIZDA) gerek konduğunuz GÜNDE (ZAMANDA) rahatça taşıyacağınız evler yaptı...

50:30 O GÜN (ZAMAN) cehenneme: "Doldun mu?" deriz. O ise: "Daha yok mu?" der.

Allah, bize çoğu ayette (7:54, 10:3, 11:7, 25:59, 32:4,50:38, 57:4) gökleri ve yeri 6 günde yarattığını bildiriyor. Bu 6 gün 41:9-12'de açıklanan 6 periyodik aşamadır.

Yevm kelimesinin belirli bir zamanı işaret ettiğinin kanıtı olarak 9:36 ayetini görebiliriz:

09:36 Gökleri ve yeri yarattığı GÜNDEKİ ( yevme KHalekas semavati vel erda ) yazısına göre, Allah katında ayların sayısı onikidir.

Gördüğünüz gibi 7:54, 10:3, 11:7, 25:59, 32:4, 50:38, 57:4 ayetlerinde 6 gün olan yerin yaratılışı bir gün oluyor. Bu, Kuran'da geçen "yevm" kelimesinin "24 saatlik zaman periyodu" anlamına gelmediğinin açık bir örneğidir.

جمعة (cumuat) : toplanma, bir araya gelme; Cuma (günü)

İslam'dan önce Cuma gününe "yevmil arube" denirdi. Yani yukarıdaki sözlükteki son anlam yozlaşmış, sonradan Arapça'ya girmiş bir anlamdır. Sözlük anlamıyla toplanma olan cumua kelimesinden Peygamberin rastgele bir gün adı çıkardığı savunulacak bir izah değildir.

YEVMİL CUMUAT: Toplanma zamanı

"İza nudiye lissalati min yevmilcumu'ati" basitçe "söylev için toplanmaya çağrıldığınız zaman" demektir. Bu nedenle Cuma namazı olarak tercüme edilen ayeti biz çevirecek olursak:

62:09 Ey inananlar! (SÖYLEV İÇİN) Toplanma zamanı (gelip) BAĞLANTI / SÖYLEV için çağrıldığınızda, Allah'ı anmaya/Allah'ın Zikri'ne koşun! Alış-verişi bırakın! Eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır.