BAŞLIKLAR




Bu iki kelimenin de anlamları uydurulan ibadete uyması için çarptırılmıştır. Secde ve rükû Kuran'da boyun eğmek, saygı göstermek, teslim olmak, zihnen secde etme olarak kullanılmıştır. Gelenekçiler de bunun doğru olduğunu kabul ediyorlar ama nedense insanlara seslenilen ayetlerde bunu fiziksel bir diz çöküş / secde olarak anlıyorlar! Kuran'da secde ve rükûnun fiziksel olduğuna dair hiçbir delil mevcut değildir.

سجد : mütevazı, itaatkar; duyup itaat etmek; yere doğru eğilmek; kafayı alçaltmak; methetmek; saygı göstermek

55:03-07 İnsanı yarattı. Ona açıklamayı öğretti. Güneş ve Ay BİR HESABA GÖRE (HAREKET ETMEKTE) DİR. BİTKİLER VE AĞAÇLAR SECDE EDERLER. Göğü Allah yükseltti ve mîzanı (dengeyi) O koydu.

22:18 GÖRMEZ MİSİN Kİ, GÖKLERDE OLANLAR VE YERDE OLANLAR, GÜNEŞ, AY, YILDIZLAR, DAĞLAR, AĞAÇLAR, HAYVANLAR VE İNSANLARIN BİRÇOĞU ALLAH'A SECDE EDİYOR; birçoğunun üzerine de azap hak olmuştur. Allah kimi hor ve hakir kılarsa, artık onu değerli kılacak bir kimse yoktur. Şüphesiz Allah dilediğini yapar.

"Görmez misin" sözü göklerde ve yerde olanların secdelerinin görünür olduğu vurgulamaktadır. Eğer insanların secdesi fizikselse mantık olarak diğerlerinin de secde ettiğini görüyor olmamız gerekirdi. Peki neden Güneş'in veya Ay'ın secde ettiğini göremiyoruz? Gözlerimizde mi sorun var? Cevap basit; bu ayetler Allah'ın yarattığı her şeyin O'nun iradesine teslim olduğundan, O'na saygı gösterdiğinden bahsetmektedirler.

16:48-50 Allah'ın yarattığı herhangi bir şeyi görmediler mi? ONUN GÖLGELERİ, küçülerek ve Allah'a SECDE EDEREK sağa sola döner. GÖKLERDE BULUNANLAR, YERDEKİ CANLILAR VE BÜTÜN MELEKLER BÜYÜKLÜK TASLAMADAN ALLAH'A SECDE EDERLER. ONLAR, ÜSTLERİNDEKİ RABLERİNDEN KORKARLAR VE KENDİLERİNE NE EMROLUNURSA ONU YAPARLAR.

Ayette secdenin şimdiki zaman / geniş zaman (yeSCuDu = secde eder / ediyor) hali kullanılmış, göklerdeki ve yerdeki canlılar DEVAMLI Allah'a secde etmiyorlar. Melekler Allah'a fiziksel olarak secde etmiyorlar, ayetten de anlaşılabileceği gibi emirlerine uyarak teslim oluyorlar. Aynı şey nesnelerin gölgeleri için de geçerli.

84:21 Böyleyken onlar acaba neden imana gelmezler? Onlar kendilerine KURAN OKUNUNCA SECDE DE ETMEZLER. AKSİNE, KÂFİRLER YALANLIYORLAR.

Kuran her okunduğunda muhatabın secde etmesi için mi inmiştir? Ayette "secde etmek" (saygı göstermek) yalanlamanın zıttına konmuş.

32:15 Bizim ayetlerimize ancak o kimseler inanırlar ki, BUNLARLA KENDİLERİNE ÖĞÜT VERİLDİĞİNDE, BÜYÜKLÜK TASLAMADAN SECDEYE KAPANIRLAR ve Rablerine hamd ile şükrederler.

Örneğin bir sebepten dolayı benimle alay eden veya gülen birine inananların birbirlerini alaya almamalarını tembihleyen ayeti (49:11) hatırlatırsam karşımdaki kişi önümde secde mi eder yoksa Kuran'ın ayetlerine boyun eğip saygı mı gösterir?

03:113 Hepsi bir değildir; Ehli Kitap içinde istikamet sahibi bir toplum vardır ki, gece saatlerinde SECDEYE KAPANARAK ALLAH'IN AYETLERİNİ OKURLAR.

Ayetten okuma eyleminin secdede iken gerçekleştiği anlaşılmaktadır, ondan sonra değil. Secdeye kapanarak kitap okuyabilen biri var mıdır? Hıristiyan ve Yahudiler de Müslümanlar gibi secdeye mi kapanmaktadır?

07:161 Onlara denildi ki: Şu şehire (Kudüs'te) yerleşin, ondan (nimetlerinden) dilediğiniz gibi yeyin, "bağışlanmak istiyoruz" deyin ve KAPIDAN SECDE EDEREK GİRİN ki hatalarınızı bağışlayalım. İyilik yapanlara ileride ihsanımızı daha da artıracağız.

Yahudiler kapıdan secde ederek mi girdiler yoksa teslim olarak, boyun eğerek mi?

12:04 Bir zamanlar Yusuf, babasına (Yakub'a) demişti ki: Babacığım BEN RÜYAMDA ON BİR YILDIZLA, GÜNEŞ VE AY'I BANA SECDE EDERLERKEN GÖRDÜM.

Güneş ve Ay fiziksel olarak Yusuf'a secde mi etmiştir yoksa emirlerine uyarak ona teslim mi olmuştur?

13:15 Göklerde ve yerde bulunanlarda onların gölgeleri de sabah akşam İSTER İSTEMEZ SADECE ALLAH'A SECDE EDERLER.

Secdeyi fiziksel olarak kabul edersek istemeden olan secdeyi nasıl açıklayabiliriz? (Tekrar sürekli yapılan bir secde söz konusu: yeSCuDu)

Aynı şekilde rükûnun da bildiğimiz rükû olduğuna dair Kuran'da hiçbir delil yoktur. Özellikle rekat kelimesine hiç rastlanmaz! Rükûnun anlamı alçak gönüllü olmak, tevazu gösterip kendini küçültmektir. Kuran'da inanan kişilerin belli saatlerde rükû yapması gerektiğine dair hiçbir ayet yoktur.

ركع : eğilmek; alçakgönüllülük, tevazu; alçalmak, tevazu göstermek, boyun eğmek.

77:47-48 O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline! Onlar, kendilerine tevazü gösterin / boyun eğin denildiği zaman etmezler.

03:43 Hani melekler demişlerdi: Ey Meryem! Allah seni seçti; seni tertemiz yarattı ve seni bütün dünya kadınlarına tercih etti. Ey Meryem! Rabbine itaat et; saygı göster, tevazü edenlerle / boyun eğenlerle birlikte sen de et / eğ.

SORULAR

1. 68:43. ayette inkar edenlerin dirildikleri zaman secde etmeye çağrılıcakları ve bunu yapamayacakları belirtilir, peki secde fiziksel değilse niye yapamıyorlar?

68:42-43 Saktan keşfolunacağı (gerçek bütün çıplaklığıyla ortaya konulup iş büyümeye başladığı) gün secdeye davet edililirler, ama artık güçleri yetmez. Gözleri düşmüş, kendilerini bir zillet sarmış bulunur. Oysa onlar, o secdeye sağ salim iken davet ediliyorlardı.

Verdiğiniz ayet daha çok secdenin fiziksel olmadığını kanıtladı çünkü inkarcılar secde etmedikleri için değil (ki belki putlara ediyorlardı bu bilinmez) Allah'a ve hükümlerine saygı göstermediği için tıpkı ödevini yapmadan okula gelmiş ve öğretmeninin karşısında utanç içinde dikilen bir çocuk gibi yere bakıp, zillet içine düşecekler. Allah secde etme sınavına sokmayacak kimseyi.

2. 27:24. ayetteki Güneş'e ve Ay'a secde etmeyi nasıl açıklıyorsunuz?

Ayetteki secdenin fiziksel olup olmadığı "vecedtü" (buldum) kelimesinden anlaşılmaktadır. Eğer secde fiziksel bir secde olsaydı "buldum" değil, "gördüm" denirdi. Dahası ayette geçen "min duni" (-den başka, -in yanında) Güneş ile birlikte Allah'a da secde edildiğini gösteriyor. Bu da savunulacak bir izah değil.

3. Secde genelde düşmek anlamına gelen "KHarra" ile kullanılıyor, bu secdeyi fiziksel yapmaz mı?

Secdeye düşmek bir deyimdir, bunun delili Kuran'ın tam kendisidir...

32:15 Bizim ayetlerimize o kimseler inanır ki, onlarla kendilerine öğüt verildiğinde, secdelere kapanırlar (KHARRU SÜCEDEN) ve hiç böbürlenmeyerek Rablerine hamt ile tespih ederler.

25:73 Rablerinin ayetleri kendilerine hatırlatıldığında, kör ve sağırlar gibi onlar üzerine düşmezler / kapanmazlar (LEM YEKHIRRU).

İki ayeti karşılaştırdığımızda "secdeye düşmenin", "Allah'ın ayetlerine karşı kör ve sağır kesilmemekle" aynı manada kullanıldığını görebiliriz.

12:100 Ana ve babasını taht üzerine çıkardı, hepsi Yusuf için secdeye kapandılar (VE KHARRU LEHU)...

Yusuf'un ana ve babası tahttayken nasıl olur da secdeye düşmüşlerdir?

4. On yedinci Surede ağlayarak çeneleri üstüne secde ederler diyor, bunu nasıl anlamalıyız?

İlginçtir ki ümmi (kutsal kitaplardan haberi olmayan) peygambere secde emri geliyor fakat secdenin nasıl yapılacağını dair hiçbir ayet inmiyor. Örneğin bazı kültlerde saygı göstermek için göbek üstü secde edilir. Kuran'da geçen secdeye yorumlanacak ayet ise mezhepçileri üzecek türden. Bu ayete göre alın bölgesi değil, çenenin üstüne "düşmek" gerekir.

Kul aminu bihı ev la tü 'minu innellezıne utül ılem min kablihı iza yütla aleyhim yehırrune lil ezkani sücceda
17:107 De ki: "İster inanın ona, ister inanmayın. O, kendilerine daha önce ilim verilmiş olanlara okunduğunda, onlar, çenelerine secdelere kapanıyorlar."

Ve yehırrune lil ezkani yebkune ve yezıdühüm huşua
17:109 Ağlayarak çeneleri üstü düşerler; o onların huşûunu arttırır.

Kuran deyimsel ifadelerle doludur (kulaklarında ağırlık, kalplerinde örtüler...). Olan bu vakayı ancak çenenin vücudun belli bir bölgesine düşmesi olarak yorumlayabiliriz. Ayette "yer, zemin" gibi kelimeler yok, sadece "çenelerinin üstüne düşerler" geçiyor. Örneğin başını eğip ağlayan birinin çenesi göğsünün üzerine düşer.

5. 17:79'da geçen teheccüd namazı nedir?

17:79'da namaz (salat) diye bir kelime geçmez, "tehecced"'in kökü "uyanık olmak, geceyi yatmadan geçirmek" anlamlarına gelir. Ayetin daha doğru çevirisi şöyle olmalı:

17:79 Ve gecenin bir kısmında sana özgü olmak üzere ONUNLA (KURAN'LA) uyanık olacaksın. Böylece Rabbinin seni övgüye layık bir konuma ulaştırması umulur.

6. 2:238'de geçen kıyam kelimesi nedir?

...ve kumu lillahi kanitın
Ve Allah için / Allah'a bağlı olarak dikilin / ayakta durun.

Kimse namazında çakı gibi yerinde dikilmiyor, ayette Allah'a bağlı olarak zorluklara karşı dimdik durun denmektedir.

KIBLE

Geleneksel anlayışa göre kıble namaz sırasında dönülecek yöndür. Mezheplilere göre Allah münafıkları kıble değişikliği ile ifşa etmiştir! Kur'an'daki kıble ayetlerinde ise salat'tan eser yoktur. 2:145 ayeti "kitap ehli senin kıbleni izlemez" (tebia' fiili ile) der, kıblene dönmez olması gerekmez miydi? 2:146 ayetinde ise "onu oğulları gibi bildiğini fakat bazılarının bile bile bu gerçeği sakladığını" beyan eder. Ehli Kitap neyi saklamıştır, kıbleyi mi?

02:142 İnsanlar içinden bazı beyinsizler (süfehau): "Onları, yönelmekte oldukları kıbleden (yönden / odaktan) (ÇOKTANRICILIK) ne çevirdi?" diyecekler. De ki: "Doğu da Allah'ın, batı da. O, dilediğini DOĞRU YOLA kılavuzlar."

İnkarcıların arasından bazıları, Hz. Muhammed'e İslam'ı seçmiş kişilerin neden yönelmekte olduklarından (politeizm) çevrildiğini soruyor ve peygambere "Allah dilediğini doğru yola kılavuzlar" demesi emrediliyor.

02:143 İşte böyle! Biz sizi, insanlar üstüne tanık olasınız, resul de sizin üstünüze tanık olsun diye, orta yolu izleyen bir ümmet yaptık. Biz, üzerinde olduğunu kıble (yön / odak) haline getirdik ki resule uyanı, ökçesi üstüne gerisin geri dönenden ayıralım. Bu, Allah'ın kılavuzluk ettikleri dışındakilere gerçekten zor gelecektir. Ama Allah imanınızı işe yaramaz hale getirmeyecektir. Şu da bir gerçek ki, Allah öncelikle insanlara karşı çok acıyıcı, çok merhametlidir.

Kıblesinden (politeizm) dönüp inanan kişilere daha sonra Allah yeni bir kıble (İbrahim'in inancını, monoteizmi) gösterip bununla onları test ediyor.

02:130 Öz benliğini beyinsizliğe (sefihe) itenden başka kim, İbrahim'in milletinden yüz çevirir? Yemin olsun ki biz onu dünyada seçip yüceltmiştik. Ve o, âhirette de barış ve iyilik sevenlerden biri olacaktır elbette...

02:144 Biz senin, yüzünün habire göğe doğru çevrildiğini elbette görüyoruz. Hoşlanacağın bir kıbleye (yöne / odak noktasına) seni elbette döndüreceğiz. Artık yüzünü Mescid-i Haram yönüne çevir. Nerede olsanız yüzünüzü Mescid-i Haram yönüne döndürün. Kendilerine kitap verilenler, onun, Rablerinden bir gerçek olduğunu çok iyi bilirler. Allah onların yapıp ettiklerinden habersiz değildir.

Peygamberin gitmesi gereken odak noktası belirlendikten sonra Allah onun için yeni bir kıble belirleniyor: Mescidi Haram...

22:25 Küfre sapanlar, Allah'ın yolundan alıkoyarlar. Hem sürekli içinde kalan hem dışarıdan gelen TÜM İNSANLAR İÇİN OLUŞTURULAN Mescid-i Haramdan da geri çeviriyorlar. Kim orada zulmederek haktan sapmak isterse, biz ona acıklı bir azabı tattıracağız.

Yukarıdaki ayette bugün Müslümanların kıblesi olan Mescidi Haram'ın TÜM İNSANLAR İÇİN yapıldığı yazıyor? Bu bir önceki ayetle tezat oluşturmaz mı? Unutmayın Kuran'ın hiçbir yerinde Mescidi Haram'a doğru dua etme gibi bir emir yok. Camide, evde, namaz kılarken DEĞİL nerede olursanız olun buraya dönün emrediliyor. Bir yöne doğru dua edenler sadece ZAN izliyorlar.

02:145 Yemin olsun, Ehli kitap'a sen her türlü mucizeyi getirsen de onlar senin kıblene (yönüne / odak noktana) uymazlar; sen de onların kıblesine uymayacaksın. Onlar birbirlerinin kıblesine de uymazlar. Eğer sen, ilimden nasibin sana geldikten sonra onların boş ve iğreti arzularına uyarsan, işte o zaman kesinlikle zalimlerden olursun.

Ehli Kitabın Kıblesi:

04:171 Ey Ehli kitap! Dininizde aşırılığa gidip doymazlık etmeyin! Allah hakkında gerçek dışı bir şey söylemeyin! Meryem oğlu İsa Mesih, Allah'ın resulü ve kelimesidir. Onu, kendisinden bir ruhla beraber Meryem'e atmıştır. Artık Allah'a ve resullerine inanın. "Üçtür!" demeyin. Son verin, sizin için daha iyi olur. Allah Vâhid'dir, tek ve biricik ilahtır. Kendisi için bir çocuk olmasından arınmıştır O. Yalnız O'nundur göklerdekiler ve yerdekiler. Vekil olarak Allah yeter.

09:30 Yahudiler: "Uzeyr, Allah'ın oğludur." dediler; Hıristiyanlar da: "Mesih, Allah'ın oğludur." dediler. Kendi ağızlarının sözüdür bu. Kendilerinden önce inkâr edenlerine sözlerine benzetme yapıyorlar. Allah onları kahretsin! Nasıl da yüz geri çevriliyorlar!

09:31 Allah'ın yanında hahamlarını ve ruhbanlarını da rabler edindiler. Meryem oğlu Mesih'i de öyle. Oysa kendilerine, tek olan Allah'tan başkasına kulluk etmemeleri emredilmişti. İlah yok o tek Allah'tan başka. Onların ortak koştuklarından arınmıştır O.

Ehli Kitabın kıblesi (odak noktası) de kendi yarattıkları, Musevilik ve Hıristiyanlıktır.